search
top

Memlekette pop: Kısa bir portre denemesi

Pop dediğimiz, ‘popüler’in kısaltılmışı. Bir dönem Türkçe sözlü hafif Batı müziği olarak adlandırılan, kısaca ‘hafif müzik’ olarak bilinen tarzın ‘pop’ adını alması, 90’larda gerçekleşti: Pop patlaması olarak tarihe geçen, Hakan Peker, Yonca Evcimik, Aşkın Nur Yengi gibi isimlerin üzerinden ilerleyen, Aysel Gürel – Onno Tunç – Garo Mafyan üçlüsünün hamlesiyle hızlanan bir süreç bu.

50’li yılların sonlarında rock’n’roll ile başlayan hareket, 60’larda türkü düzenlemelerinden ve türkü tadında bestelerden ibaret Anadolu-pop üzerinden ilerlemiş, sonunda ‘aranjman’a saplanmıştı. Aranjman dediğimiz, meşhur yabancı şarkılara Türkçe söz yazma meselesi… Fecri Ebcioğlu’nun başlattığı, Sezen Cumhur Önal’ın sürdürdüğü, ziyadesiyle acemi sözlerle ilerleyen bu akım, Fikret Şenes, Ülkü Aker, Çiğdem Talu gibi kadın söz yazarlarının katılımıyla ‘düzeldi’ ve bir anda ‘güzel’ şarkılar doldurdu ortalığı. 70’lerin başına kadar ana arter aranjman, yıldızları Ajda Pekkan, Berkant, Ertan Anapa, Özdemir Erdoğan, Gönül Turgut, Kamuran Akkor gibi isimlerdi. Dönemin en büyük ismi ise Erol Büyükburç’tu; rock’tan Anadolu-pop’a, aranjmandan bestelere her alanda ürün vermiş, içte ve dışta her türlü modayı yakından takip etmişti.

70’lerde seyir değişti: Anadolu-pop geriye çekildi, yaratıcıları giderek politikleşti. Aranjman döneminin en mühim söz yazarlarından Çiğdem Talu, 1976’da düzenlediği bir basın toplantısıyla ‘hafif müziğimizin gelişmesi adına artık sadece bizden bestecilerin eserlerine söz yazacağını’ ilan etti. Yanında genç bir isim, Melih Kibar vardı ve Talu – Kibar ikilisinin (yanlarına Erol Evgin’i alarak) yaptıkları hamle yeni bir yol açtı. ‘Pop’ cenahında 70’li yılların fotoğrafı şu: Bir yanda İlhan İrem, Bülent Ortaçgil, Bora Ayanoğlu gibi kendi şarkılarını söyleyenler, diğer yanda Talu – Kibar ikilisinin alternatifi Mehmet Teoman – Cenk Taşkan ve kendi yapım firmalarını (ŞAT Yapım) kurarak bütün genç bestecileri ve şarkıcıları bünyesinde toplamayı amaçlayan Şanar Yurdatapan – Attila Özdemiroğlu ortaklığı… Popun altın yıllarıydı bunlar.

-Sonra ortalık karıştı, aradan arabesk sıyrıldı. 70’lerin son dönemini ‘Selami Şahin yılları’ olarak anabiliriz. Zerrin Özer’in Esin Engin’le birlikte ‘dokunduğu’ Orhan Gencebay şarkısı ‘Gönül’ün popüler olması, arabeskin popla buluşmasının sebebi. Sonra 12 Eylül darbesi oldu. Ortalık karardı. 80’lerin ortalarına doğru, ortalığı saran arabeske alternatif olarak ‘Firuze’, ‘Sevda’ gibi şarkılar üretildi. Sonra Sezen Aksu’nun ‘Sen Ağlama’, Kayahan’ın ‘Yemin Ettim’le attığı adım türlerin birbirine girmesine neden oldu. Sonrası, yazının başında andığım patlama ve genç seslerin piyasaya girmesi… 90’lar, tıpkı 70’ler gibi bereketliydi ama ortaya çıkan şarkıların o dönemdekilerin çok gerisinde kaldığı bir gerçek.

80’lerde duraklayan, 90’larda patlayan ‘pop’, 2000’lerde ticarileşti. Elbette hep öyleydi, para kazanmak için yapılıyordu şarkılar ama yakın dönemdeki ticarileşme biraz daha farklı bir boyutta: Pop, artık projeler üzerinden ilerliyor… Bir yapımcı bestecisini belirliyor, genç ve güzel adayları ‘keşfediyor’ ve kadrolu bestecisinin ‘hit’ şarkısıyla piyasaya ‘kazandırıyor’. Şarkılar belli bir formül üzerinden ilerliyor; müzikten ziyade ritm üzerine kurulu. Sözler derseniz tekerlemeden ibaret. Gününü gün eden, ilişkiyi umursamayan genç kadın imgesi, bedenin alabildiğine sergilendiği, şuh hareketlerle bezeli klipler ve sahne performanslarıyla destekleniyor, olay tek şarkı üzerinden ilerliyor, albümler çıkıyor ama satmıyor. Erkek şarkıcılarda durum farklı değil: Romantizmden uzak bir ‘buluşma’ hali, ‘gezelim tozalım’ durumu ve elbette baklava göbek, kaslar… Bir yanda Serdar Ortaç – Sinan Akçıl ekolünün sürdürücüleri, diğer yanda Tarkan ve Kenan Doğulu benzerleriyle dolu ortalık. Kadınlarda ise Petek Dinçöz – Demet Akalın hattı, yeni ve benzer ‘ses’lerle destekleniyor.

***

2013’te popun tali yolu canlandı

2013’te, biraz da Gezi olaylarının etkisiyle pop cenahında yeni bir şey olmadı. Birkaç ‘hit’ şarkı dışında hareketli bir yıl geçirdiğimizi söyleyemeyiz. Hareket, ‘pop’un diğer tarafında, tali yoldaydı: Mabel Matiz, Ceylan Ertem, Jehan Barbur, Şirin Soysal gibi isimler hem yeni çalışmalarla hem de memleketin en ücra yerlerinde verdikleri konserlerle dikkat çekti. Bu, yeni bir pop dalgasının habercisi. Bilhassa Mabel Matiz, o muazzam ‘Sultan Süleyman’ yorumunun da etkisiyle, dijital platformlarda üst sıralarda yer aldı, çok dinlendi. Bu pop mudur, değil midir, elbette tartışılır ama önümüzdeki yıl bir sürü yeni isimle tanışacağımızı söylemek yanlış olmayacak. Rock cenahında da böyle durum: Yandan yandan ilerleyen bir ‘yeni’ hareket var: Büyük Ev Ablukada, Yüzyüzeyken Konuşuruz gibi gruplar çoktan albümlendi, büyük konserler vermeye başladı. Sekerse Tehlike, Halimden Konan Anlar, Son Feci Bisiklet gibi gruplar adlarını çoktan duyurdu, ezber bozan sözleriyle yeni bir hat açtı. Diğer yanda Mutrib’den Four in the Pocket’a uzanan bir şahanelikler silsilesi var. Memleket popunun kısa portresi bu. Öngörüm gerçekleşirse bizi sahiden güzel günler bekliyor. Siyaseten önümüzü göremediğimiz bir dönemde böylesi öngörülerde bulunmak tehlikeli belki ama kendimizi iyi hissetmemizin tek yolu bu.

BirGün‘den alınmıştır.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

top