search
top

Türk sanat müziği

Dönem dönem çeşitli üslup değişikliklerine uğrasa da, 15. yüzyıldan bugüne kesintisiz bir çizgi izleyen, TRT repertuarında 16 bin civarında sözlü eserle temsil edilen geleneksel müzik türü. Rakı meclisine en çok bu müziğin yakıştığı yaygın bir kanıdır. Türk sanat müziği ismindeki Türk vurgusu, Cumhuriyet’ten itibaren hep tartışılageldi. Yeni rejimin elitlerine göre Eski Yunan, Bizans, Arap ve Acem kökler barındıran bu müziğin Türklüğü
su götürürdü. Türk ulus devletinin kültürel hedefi, Orta Asya’dan geldiğine ve gerçek Türk kültürünü yansıttığına inanılan halk müziği ile Batı çoksesliliğini bir araya getirmenin yollarını aramaktı. Cumhuriyet’in milliyetçi kadrolarının Ankara’yı başkent tayin etmelerinin temelinde İstanbul’un simgelediği her şeyden, Saray’dan, kozmopolitizmden bir an evvel uzaklaşma gayesi yatıyordu. Türk sanat müziği de, tipik bir İstanbul çocuğu olarak, her türlü musibetin adresiydi: Müzikal köklerinin Türk olmaması bir yana, öz Türkçe yerine Arapça ve Farsçayla soluk alan divan edebiyatına yaslanıyordu. Hafız Post, Dede Efendi, Itrî gibi büyük bestekârlar yetiştiren Halveti, Mevlevi dergâhları bu müzikte söz sahibiydi. Önemli icracı ve bestekârlar arasında Rumlar, Ermeniler ve Yahudiler de bulunuyordu. Pek çok padişahın iktidarında bu müzik Saray hayatının ayrılmaz bir parçası haline gelmişti. Bütün bunlar yetmezmiş gibi, Türk sanat müziğinin, Cumhuriyet idealleriyle bağdaşmaz biçimde, dinleyende melankoli ve bedbinlik hissi yarattığı iddia ediliyordu. Falih Rıfkı Atay’ın anlatımına göre, sofrasında nice musiki erbabını ağırlasa da, “Atatürk’ün sevdiği müzik alaturka, inandığı garp musikisi idi. Evinden alaturka musikiyi eksik etmemişken, milli eğitimde yalnız batı musikisini tutmuştu.” Tekkelerin kapatılmasıyla can damarlarından biri tıkanan, devletin eğitim kurumlarında da kendine yer bulamayan Türk musikisi, 1930’larda, Atatürk’ün bir demecine dayanılarak, yeni emekleyen devlet radyosundan da iki seneliğine uzaklaştırıldı. Bu darbelere rağmen ayakta kalması, halkın gönlünde bir karşılığının olduğuna delalettir. Musiki cemiyetlerinin yanı sıra taş plaklar, meyhane ve gazinolar, Cumhuriyetin ilk on yıllarında Türk sanat müziğinin canlılığını yitirmemesini sağlayan unsurların başında gelir.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

top