search
top

Hamiyet Yüceses

Sesinin kudretiyle ve özel repertuarıyla bir döneme damgasını vurmuş Türk sanat müziği şarkıcısı. Soyadı kanunu çıktığında aile büyükleri hayattaydı, ama sesine çok yakışan bu soyadını, hocaları Selahattin Pınar ve Sadettin Kaynak’ın önerisiyle, 18 yaşındaki genç Hamiyet aldı. Gazino sahnelerinde yıllardır ailesini geçindiren bizzat
kendisiydi, dolayısıyla evin reisi de. Musikinin dört büyükleri arasında Perihan Altındağ ve Hamiyet Yüceses hanım hanımcık yanlarıyla, Müzeyyen Senar ve Safiye Ayla’dan kalın çizgilerle ayrılır. Perihan Altındağ, hanımefendiliğini
yumuşacık bir sesle tamamlarken Hamiyet Yüceses coşkulu, akıcı, keskin, hoyratça bir tavrı dışavurur. Müzeyyen Senar kadar efevari, apaş olmasa da, Sadun Aksüt’ün tabiriyle “avami” bir okuyuşu vardır. Büyük kitleleri ona bağlayan da bu hoş çelişkidir. Güftesi Baki Süha Ediboğlu’na, bestesi Refik Fersan’a ait segâh eseri yorumlarken, kendini halktan bir garibanın yerine koyar gibidir:

Herkes gitti yalnız kaldım meyhanede
Gözyaşlarımı içtim son peymanede
Bu kalp durdu dün gece virânhanede

Çocuk yaşında sabah akşam Hafız Burhan’ı ve onun Makber’ini dinleyen birinden de bu beklenir. İstanbullu Hamiyet, ilk sahne tecrübesini 11 yaşında Balıkesir-Burhaniye’de yaşar, 16 yaşında İstanbul’a dönüp Londra Birahanesi’nde okumaya başladığında, Anadolu şehirlerinde kendini çoktan yetiştirmiş, özellikle Antep’te pişmiştir.
Devrin bütün gazinoları ona 60’lı, 70’li yıllara kadar kucak açar. 1968’de, Mevlana’yla ilgili Necip Mirkelamoğlu’nun hüseyni eseri Bezm-i meyde dün gece pervane gibi döndüm’ü gazino sahnesinde, uygun bir mizansenle seslendirmek
istediğinde, Türk sağının ünlü Mevlevi kalemi Refi Cevat Ulunay’ın tepkisini çeker: “700 sene bu memleketin ilmine, irfanına, felsefesine, edebiyatına, musikisine hizmet eden Mevlânâ Celâleddin-i Rumî, İstanbul’un bir salaş meyhanesinde nasıl istismar edilir?” Yüceses’in cevabı nettir: “Biz gazinoda Mevlânâ ayini tertip etmiyoruz. İçkisiz bir müzikholde Mevlânâ aşkına yazılmış bir şarkıyı adabı ve erkânı ile okumaya hazırlanıyoruz”. Hamiyet Yüceses deyince akla gazelli şarkılar gelir. İçki kültürüne de göz kırpan bu serbest form, musiki âleminin muhafazakârlarınca hiçbir zaman el üstünde tutulmamıştır. Hamiyet Yüceses, bu tercihi ve ısrarı yüzünden 50’li yıllarda İstanbul Radyosu’ndan uzaklaştırılınca, Radyoevi’ne “Türk musikisinin operası olan gazel nasıl yasaklanır” diye isyan eden telgraflar  çekilmiş, hayranları arasında radyosunu mühürleyenlere, hatta yakanlara rastlanmıştır. O devirde gramofon olan her evin, her kahvenin, her meyhanenin baş köşesinde iki gazelli plak bulunmaktadır: Hamiyet’in sesinden Makber ve Bakmıyor çeşm-i siyah feryade. 80 yaşında hayatınıyitirdiğinde, vasiyeti üzerine, mezarı başında, 50’li yıllarda kaydettiği Bir bakışta âşık oldum gözlerine ey peri gazeli çalınır.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

top