search
top

Safiye Ayla

(1907-1998) Musikimizin eşsiz bülbülü olarak anılan, sade bir üslupla seslendirdiği şarkılarda pürüzsüz sesine coşkuyu katmayı bilen hanende. Nahit Sırrı Örik’in, Yıldız Olmak Kolay mı? adlı romanında, sesi “bir fıskiyenin ânî yükselen bembeyaz ve ürpertici suyu gibi” cümlesiyle tarif edilen kibirli solist Seniha Hikmet, Safiye Ayla’dan yola çıkılarak yaratılmış bir karakterdir. Saraylı bir aileye mensup olması hasebiyle küçük yaşta piyano öğrendi. Babasını doğmadan, annesini üç yaşında kaybetti, yetimler yurdunda yetişti. Bursa Muallim Mektebi’ni bitirerek ilkokul öğretmeni oldu. Mesleğini icra ettiği sırada musikiye meyletti. İlk kez 1931’de Beyoğlu’nda Mulen Ruj gazinosunda sahneye adım attı. 1942’de Rey kardeşlerin Alabanda revüsünde sahneye çıktı, Sadettin Kaynak eserlerini okuduğu Mimoza rolüyle gönülleri fethetti. Kurulduğu günden itibaren İstanbul Radyosu’nda emisyonlara katıldı, pek çok plak doldurdu. Safiye Hanım ve Bayan Safiye adıyla yaptığı taş plaklar çok sattı. Tepebaşı Bahçesi, Londra Birahanesi, Kristal Gazinosu, Küçük Çiftlik Parkı Gazinosu, Maksim gibi bütün kalburüstü sahnelerden geçti; kendi tabiriyle, koskoca içkili gazinoda o şarkı söylerken çıt çıkmazdı. 1950’de viyolonsel ve ut virtüözü bestekâr Şerif Muhittin Targan’la evlenince konserlere ağırlık verdi, bazı istisnalar hariç içkili gazinolarda sahne almadı. Küçükken edindiği Batı müziği terbiyesi söyleyişine yansıdı. Günün moda şarkılarından kimsenin yaklaşmadığı klasiklere, gazellerden türkülere uzanan repertuarı sayesinde geniş bir dinleyici kitlesine seslendi. Rumeli türkülerine ayrı bir önem verdi. Menekşelendi Sular, Şahane Gözler, Sarı Kurdelem, Niçin Baktın Bana Öyle, Bir İhtimal Daha Var gibi şarkılar onun söyleyişiyle sevildi. İki bestesi var: Ah Bu Gönül Şarkıları ve Aşk Yaprağına Konarak Koza Öresim Gelir. Bu bestelerden özellikle birincisi rakı repertuarının değişmez şarkılarındandır. Çile Bülbülüm Çile’deki Allah! nidasını rakı sofralarına getiren şarkıcı da Safiye Ayla’dır. İlk kez 1932’de Atatürk’ün huzurunda şarkı söyledi. Aydınlık kafası ve medeni cesaretiyle Atatürk’ün dikkatini çekti ve rakı masasına da konuk oldu. Ayla, bu gecelerde seslendirdiği şarkıları, arada anılarını da anlattığı bir albümde topladı. Sonradan dillere pelesenk olacak Atatürk’ün Sevdiği Şarkılar, biraz da onun marifetidir. İbrahim Çallı’dan Yahya Kemal’e, Sertel’lerden Nâzım Hikmet’e uzanan dost çevresi Safiye Ayla’yı diğer hanendelerden farklı bir noktaya getirdi. Anılarında Naci Sadullah, Kemal Tahir ve Ömer Rıza Doğrul gibi dostlarıyla kurdukları içki sofrasında 49’luk rakı ve mezeler eşliğinde sabahlara kadar sosyalizmden konuştuklarını anlatır: “Ne mutlu günlermiş onlar, bayram çocukları gibi sevinçliydim.”

Rakı Ansiklopedisi‘nden alınmıştır.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

top